yuzuyoruz.com Ana Sayfa
Ana Sayfa Ana Sayfa > Yüzüyoruz > Forumlar > Fotoğraf ve Bilgi Paylaşımı
  Aktif Konular Aktif Konular RSS - Manş ı Geçen Ilk Türk Kızının Hikayesi
  FAQ FAQ  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Manş ı Geçen Ilk Türk Kızının Hikayesi

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz Sayfa  12>
Yazar
Mesaj
tırkaz View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 14 Jul 2011
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 528
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı tırkaz Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Manş ı Geçen Ilk Türk Kızının Hikayesi
    Gönderim Zamanı: 21 Nov 2011 Saat 12:55pm

Manş'ı yenen inat: Nesrin Olgun Arslan


  • Yüzmede 100’den fazla madalya ve plakete sahip Adanalı Nesrin Olgun, 1979 yılında 22 yaşında genç bir spor öğretmeni iken Manş’ı 15 saat 47 dakikada geçerek 18 ünlü rakibi arasında bunu başaran tek amatör kız oldu.
• Hasta olarak girdiği Manş denizinin karanlık ve soğuk sularında 16 saate yakın büyük bir azim ve cesaretle kulaç atan Nesrin, bitişe yakın kapıldığı şiddetli bir akıntı yüzünden fazladan 20 kilometre daha yüzmek zorunda kaldı.
• Aradan bunca zaman geçmiş olmasına karşın hala resmi makamlardan KUTLAMA bekleyen Nesrin öğretmen, Manş’a da devletten tek kuruş yardım almadan, biriktirdiği harçlığı, annesinin emekli maaşı ve yakınlarının desteğiyle gitti.


NESRİN OLGUN ARSLAN KİMDİR?

1957 Yılında Adana’da doğdum.

Yüzmeye 7 yaşında başladım. 16 yaşıma kadar kısa mesafeli yarışmalara katıldım. Bu yarışmalar sonrasında 100’e yakın madalya ve şilt aldım. O yıllarda yüzme sporu sadece yaz aylarında yapılırdı. Bu nedenle kış ayları boş geçiyordu. Bu boşluğu kendimce değerlendirerek MASA TENİSİ’ne başladım ve geliştirdim. Masa tenisinde Türkiye 2’nciliğim ve Türkiye 3’ncülüğüm var.

Maraton yüzmeye 17 yaşımda başladım. 4 kez Mersin, Kıbrıs, Çanakkale ve Adana maratonlarında yüzdüm. Maratonda 10 birinciliğim var. Ayrıca Tramplen atlamada 1976 yılında Türkiye Şampiyonu oldum.1979 yılında İngiltere ile Fransa arasındaki Manş Denizi’ni geçtim. Bu mesafeyi yüzen ilk Türk kızı ben oldum. Ve sanıyorum hala bu denizi yüzen bir başka Türk kızı yok.

Manş’ı yüzerek geçmek istediğimi Federasyona bildirdiğimde bana “Faaliyet programında olmadığı için” ödenek verilemeyeceği bildirildi. İngiltere’ye antrenörüm Kutal ÖZÜLKÜ ile birlikte kendi imkanlarımızla katıldık. Annem yeni aldığı emekli maaşını verdi. Biraz harçlık biriktirmiştim. Ayrıca O dönemin Demirspor Kulübü Başkanı Hacı Döner Ağabey de cebime 5 bin lira koymuştu. Böylece İngiltere’ye gidebildim.

Ankara Gazi Eğitim Beden Eğitimi Bölümü’nü bitirdim.

İki yıl beden eğitimi öğretmenliği yaptıktan sonra Çukurova Üniversitesi Spor Müdürlüğü’nde çalıştım. Ardından Adana Çimento Sanayii’nde spor uzmanlığı yaptım. 1998 yılında emekli oldum Halen başkent Üniversitesi GÖNEN Okulları’nda Spor Koordinatörlüğünü yürütüyorum. Ayrıca bir Jimnastik Kulübü çalıştırıyorum. Evliyim. Eşim Zafer ARSLAN da sporla ilgili biri olarak halen Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde bulunuyor. Yüzme ve tenis sporu ile ilgilenen, dereceleri olan BENGÜ ve ŞEVKET adında iki çocuğumuz var.

AİLECE SPORCU

Başarılı bir sporcu ailesi var Nesrin Olgun ARSLAN’ın. Eşi Zafer ARSLAN halen Gaziantep’te Gençlik ve Spor İl Müdürü.

17 yaşındaki kızı Bengü’nün Çanakkale ve GAP maratonlarında dereceleri ve ödülleri var. Ayrıca Teniste de başarılı bir grafik çizen Bengü 18 yaş kategorisindeki sıralamada Türkiye 8’ncisi Oğlu Şevket de yüzmede ve teniste başarılı bir genç. 1996’da Çanakkale maratonunda Şampiyon olan Şevket’in GAP maratonunda da 3 birinciliği var. Teniste ise çift erkeklerde 3 kez yarı final oynamayı başardı.

Nesrin Öğretmen, antrenörlük yaşamı boyunca 4000’e yakın öğrenci yetiştirdi.Yüzme yanında öğrencilerine Tenis oynamayı da öğreten Nesrin öğretmenin sonradan ünlenmiş öğrencileri de var. Bunlardan biri halen ENKA’da oynayan, zamanda Milli Takım oyuncusu Serkan DİLEK.

NESRİN OLGUN ARSLAN İLE SÖYLEŞİ

Adanalı dar gelirli bir ailenin kızı Nesrin Olgun. Kısıtlı bir bütçe ile hem geçinen, hem çocuklarını okutan bir aile.

Nesrin Olgun bir cümle ile özetliyor kendini ve Manş macerasını;

-Düşünün bir kez, Adana’da tutucu bir çevrenin baskısı ile büyümeye ve okumaya çalışan Zayıf bir fizyolojik yapıya sahip, kara, kuru bir kızım. Kızların Anadolu’daki konumunu anlatmama gerek yok. Onlar sadece evinin hanımı olmak için yetişirler, yetiştirilirler. Ben de bu düşüncenin hakim olduğu bir ortamda yaşıyorum. Kısıtlı emekli bütçesiyle hem çocuklarını okutan hem geçinmeye çalışan bir ailem var. Maddi ve manevi her türlü destekten yoksun bir ortam içinde kendi ayaklarım üstünde durmaya çalışıyorum. Çevrem moral vermek yerine, alay eden halime gülen, moral bozan insanlarla dolu. Ve ben kalkmışım MANŞ’I GEÇECEĞİM diyorum..”

Evet, bu koşullarda hazırlanıyor Nesrin Manş’ı geçmeye.

Üç yıldan fazla sürüyor bu çalışma. Elindeki, avucundakini harcadıktan başka, ailesinin kısıtlı bütçesinden de yardımlar alıyor.

Yılmıyor, yılmıyor ve başarıyor.

1979 yılı 30 Ağustos’una o da kendince bir ZAFER daha ekliyor...

Sıkıntısını paylaşmayanlar başlıyorlar Nesrin’in başarısını paylaşmaya.

Arşivler'de Adana'ya Nesrin Olgun ARSLAN’ın başarısını taşıdık. Çünkü o hala eski azmini, eski inadını sürdürüyor. Hem çocuklarını hem de yetiştirdiği genç kulaçlara bu azim ve iradesini, inadını aşılayarak.

Kendisi ile Başkent Üniversitesi’nin Adana’daki GÖNEN Okulları’nın Kapalı yüzme havuzunda buluştuğumuzda ilk sorumu MANŞ’la ilgili soruyorum Nesrin’e:

-Sahi, nereden çıktı şu Manş?..

İlginç bir anısı ile yanıtlıyor bu sorumu;.

-Hiç mi hiç, düşünmediğim bir olaydı Manş. Sadece o günlerde gazetelerde bolca Manş’la ilgili haberler çıkıyordu. Sonra bir de Erdal ACET’in Manş’ı ilk kez geçme hazırlığı vardı. Yani, o günlerde yüzme sporunun gündeminin birinci konusuydu Manş. 1975-76 yıllarıydı. Liseyi bitirmiş Gazi Eğitim’de öğrenime başlamıştım. Artık lise öğrencilik dönemini geride bıraktığım için kendimi olgun, hayata hazır görmeye başladığım bir dönemi yaşıyordum. Yüzmede giderek yükselen bir başarı grafiğim vardı. Bunun da verdiği rahatlıkla büyük bir disiplin altında çalışmalarımı sürdürüyordum. Başarı konusunda azimli ve inatçıydım.

Adana Atatürk yüzme havuzunda sıkı bir disiplin altında çalışıyorduk. O zamanki adı ile Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Tuncay ŞENYÜZ de disiplinli bir yöneticiydi. Yüzme sporuna yakın ilgi gösteriyordu.

En küçük falsosunu gördüğü kimseyi derhal havuzdan atıyordu. Bir gün antrenman sonrasındaki bir dinlenme sırasında beni sigara içerken yakaladı. Çok sinirlendi.

"Ooo maşallah, Ne de güzel içiyorsun. Sen böyle mi yüzücü olacaksın. Yok kızım yok. Sen yüzücü olamazsın. Tamam. Artık yarın havuza gelme!"

Çok kırılmıştım. Dedim ya, ben artık lise öğrencisi değildim. Kendi kendime düşündüm. Sigara neden benim yüzücü olup olmamamın ölçüsü olsun.

Kendimi savunmalıydım. Öyle de yaptım.

"Efendim, ben neden yüzücü olamazmışım. Yüzücülüğün en zoru Manş’ı geçmek ise ben de başarabilirim... İstesem ben de Manş’ı geçerim."

Tuncay bey bir tuhaf yüzüme baktı. Sanki “Hadi be sende. Sen kim Manş’ı geçmek kim...” der gibiydi.

Hemen gidip o sırada havuzda çalışmakta olan Antrenör Kutal ÖZÜLKÜ’yu gördüm. “Hocam ben Manş’ı geçmek istiyorum. Beni çalıştırır mısın” dedim.

Kutal ÖZÜLKÜ başarılı bir antrenördü. Erdal ACET’i de Manş’a o hazırlıyordu. Nitekim benim de Manşı geçmemin mimarının Kutal ÖZÜLKÜ olduğunu söyleyebilirim... Önce şöyle bir tuhaf yüzüme baktı. Ben Hoca beni red eder diye bekliyorken. Birden ummadığım bir cevapla karşılaştım. “Pekala, yarın gel, havuzda 10 kilometre yüz bakayım. Sonra karar veririm” deyiverdi. O, herhalde benim 10 kilometreyi havuzda yüzemeyeceğimi düşünmüştür.

Ben artık geriye dönüşü olmayan bir yola girmiştim. Ertesi gün havuza gelip yüzmeye başladım. Kuşkusuz havuzda uzun yüzmek düz kulvarda yüzmek kadar kolay değil. Özellikle geriye dönüşler giderek zorlaşıyordu. 10 Kilometreyi 5 saatte bitirebildim. Havuzdan çıktığımda bende adım atacak hal kalmamıştı. Kollarımı kıpırdatamıyordum. Antrenmansız bu kadar süreyi yüzdüğüme ben de şaşırdım. Ama başarmak için inatlaşmıştım kendimle. Kutal Hoca beni çalıştıracağını söylediğinde yorgunluğumu unuttuğumu hatırlıyorum. İşte, böylece Manş’a hazırlık dönemi başlamış oldu.

Aylar yıllar geçtikçe yüzmede direncim artıyordu. Kutal ÖZÜLKÜ’nün gözetiminde tam üç yıl sürdü Manş hazırlığım. O tarihlere kadar kısa mesafe yüzücüsüydüm. Ama gerçekte uzun mesafe yüzebildiğimi bu çalışmalar sırasında öğrenmiş oldum.

-Peki, nasıl anlaşılıyor bu durum.

-Gazi Eğitimde hocalarımız da anlatmışlardı. İnsanların iki tür kasları varmış. Bir türü çabuk kasıldığı için buna sahip olanlar ancak kısa mesafelerde spor yapabilirler. Bu tür kasa sahip olanlara kalkıp maraton koşturur, maraton yüzdürürseniz başarılı olamazlar. Avrupa’da Amerika’da sporcular bu ölçülere göre seçilir ve yönlendirilir. Bizde ise yıllarca bilinçsizce spor yapıldı. Bu yüzden başarılı olamadık. İnsanlar bilinçsizce koştular. Bilinçsizce yüzdüler. İkinci tür kaslar daha esnek ve daha güçlü olanlar.

Bu kasa sahip olanlar koştukça, yüzdükçe kasları açıldığı için yorgunluğu hissetmezler. İşte ben bu tür, yani ikinci tür kasa sahipmişim. Bunu Manş çalışmam sırasında anladım.Halbuki yıllarca kısa mesafelerde spor yapmıştım. Ben de kısa mesafede kalsaydım belki kendimi başarısız sanıp sporu bırakırdım Zaten birçok sporcu öyle yapıyor. Vücut yapılarını bilmeden kendilerini başarısız sanıp sporu bırakıyor. Kendimi tanımam, vücudumu tanımam sayesinde sporu devam ettirdim. Manşı da bu sayede geçtim diyebilirim.”

-Evet, bir inat yüzünden geçmeye karar verdiğin Manş’a gitmek de pek kolay olmamış galiba.

-Elbette kolay olmadı. Büyük şevk ve heyecanla hazırlanmıştım. Sıra gitmeye geldiğinde öncelikle maddi sorun çıktı karşıma. Adana’dan İngiltere’ye gitmek elbette kolay olmayacaktı. Önce Federasyona başvurduk. Aldığımız yanıt beni ve yakınlarımı ŞOK etti. Bize federasyondan gelen cevapta programda olmadığı için bu seyahate ödenek ayrılamayacağı bildiriliyordu. İş başa düşmüştü. Biraz harçlığım vardı. Üç aylık da maaşımı biriktirmiştim Annem de yeni aldığı emekli maaşını bana verdi. Bu arada o dönemin Demirspor Kulübü Başkanı Hacı DÖNER ağabey de cebime 5 bin lira sokuşturdu. Erdal ACET de “Ağaçtan düşenin halinden ağaçtan düşen anlar” diyerek 100 dolar verdi. Maddi durumu böylece çözümledikten sonra sıra gitmeye kaldı. Bu arada tüm basın-yayın organlarına da haberler verdik. Ne garip, Hürriyet Gazetesi’nden başka ilgilenen olmadı. Herhalde başaramayacağımı sanmış olacaklar. Hürriyet Gazetesi baştan sona benimle ilgilendi. Özellikle Londra Bürosu Şefi Faruk ZAPÇI ağabeyin ilgisini unutamam. Yüzme süresince hep yakınımda oldu. Beni izleyen teknenin içinde yarışı son dakikasına kadar izledi. Karaya inişimde de yanımda oldu. En büyük moral kaynağım o oldu diyebilirim...

MANŞ’I GEÇERKEN

-Hiç bu yarıştan vazgeçmeyi düşündün mü?

-Hem de kaç defa. Ama her seferinde inadım ağır basıyor ve bunu başarmaya kendimi şartlandırıyordum. Aslında bunu başaracağıma inanıyordum. Ama çevremdeki insanların davranışları, olumsuz şartlar hep aleyhimde faktörler olarak beni etkiliyordu. Manş’ın kıyısına bile bu moral bozukluğu içinde çıktım...

29 Ağustos 1979 gecesi İngiltere’nin DOVER kıyısında karanlıklar içinde dalgalanan MANŞ’a dalmış düşünüyorum. Havanın soğukluğundan mı, heyecandan mı iliklerime kadar ürperiyorum. Sular dalgaların hışırtısı ile kulaklarım zonkluyor.Dalgalar köpüre köpüre karanlıklara doğru uzayıp gidiyor.

Arada bir içimden; “Kızım ne işin var buralarda. Şimdi Türkiye’de, Adana’da olacaktın. Yarın da Zafer Bayramı. Güzel güzel ailenle birlikte olmak varken ne işin var bu yabancı diyarlarda” diye geçiriyorum. Ama her seferinde o garip inadım ağır basıyor ve “Ben MANŞ’ı geçmeye söz verdim. Bana bunu başaramazsın diyenleri mahcup edeceğim. Ölsem de geri dönüşü yok bu işin..” diyorum kendi kendime...

Benimle birlikte o gece 18 ünlü yüzücü daha vardı Manş’ı geçecek. Her biri bir başka ülkeden gelmişti. Sonradan öğrendim. Bu zorlu mücadelede Manş’ı geçenler arasında tek amatör kız yüzücü bendim.

İNADIM İNAT

Suda bulunduğum süre içinde hep beynimi uyanık tutma mücadelesi verdim Bazen şarkılar söyledim. Bazen geçmiş olayları düşündüm. Bazen, başarmış olarak ülkeme dönüşümün gururunu düşündüm. Ailemin, arkadaşlarımın sevincini düşündüm. Bazen sayılar saydım. Çok üşüyordum. Zaman zaman beni izleyen teknedeki insanların battaniyelere sarılmış hallerini gördükçe daha çok üşüyordum. Bu görüntüler moralimi ve sinirlerimi bozuyordu. Ama yılmıyordum.

Hatta, teknedekileri azarlıyor, “Bari önümde siz de üşüyormuş gibi davranın” diye bağırıyordum. İtiraf edeyim ki birkaç kez yarışı bırakıp tekneye çıkmak ve battaniyelere sarılıp uyumak geçti aklımdan. Ama her seferinde içimdeki şeytanı kovmayı başardım.

Diyebilirim ki, yarışı fiziksel gücümle değil, irademle, beynimle bitirdim.

Hastaydım üstelik.Yarışa yakın günlerde peş peşe sorunlar çıkmaya başlamıştı. Safra kesem ve kulaklarımda iltihaplanma, diz kapaklarımda minisküs, omuzlarımda, bacaklarımda şiddetli ağrılar vardı.

Bu halimle suya girdim ve tam 15 saat 47 dakika buz gibi sularla, dalgalarla, boğuştum. Bu yetmezmiş gibi, bir ara akıntıya yakalanmam yüzünden 15-20 kilometre fazladan yüzmüşüm..

Ağrılar, sızılar içinde yarışmama maraton gözlemcisi de hayret etmiş ve yanındakilere “Hangi güçle bu kadar yüzebildi anlayamadım” demiş.

FARUK ZAPÇI ANLATIYOR

İspanya’da bulunduğu balayını yarıda keserek Nesrin’in yarışını baştan sona botla izleyen Hürriyet Gazetesi’nin Londra Temsilcisi, ünlü gazeteci Faruk ZAPÇI, ertesi günkü Hürriyet Gazetesi’nde izlenimlerini ve duygularını şöyle anlatıyordu.

“On sekiz rakibi ile birlikte soğuğa karşı yağlanan Nesrin, sabaha karşı saat 05,15’de DOWER yakınlarındaki Shakespeare kayalığından denize girdi. Yüzücümüze bu zorlu yarış boyunca yol gösterecek olan “Two Brothers” (İki Kardeş) adlı balıkçı teknesinde Türk Bayrağı dalgalanıyordu. Antrenörü Kutal ÖZÜLKÜ de bu teknedeydi. ÖZÜLKÜ hoca, Nesrin’in hasta olduğunu ancak yediği iğneler sayesinde bu yarışa katılabildiğini biliyordu. Bu nedenle Nesrin’e yüzüş temposunu yavaş tutmasını öğütlemişti.

Aksi takdirde kolun suda yaptığı tazyik fazlalaşırsa omzundaki Tendirit’in nüksedebileceğini söylemişti. Bacağında da ağrılar vardı.

Nesrin’in dakikada 76 kulaçlık temposu saatler geçmesine rağmen aksamıyordu. Bu temponun aksamaması ümitleri arttırıyordu. Nesrin ilk molayı 4 saat sonra verdi. Bu molada kendisine uzatılan ballı kahveyi içti. Yarışın 10’ncu saatinde GRİS-NEZ burnuna yaklaştı Yarış bitmek üzereydi. Nesrin’in derecesi çok iyiydi. Ama kıyıya 3-4 mil kala şiddetli bir akıntı çıktı. Nesrin bu kez bu akıntıyla boğuşmaya başladı. Kıyıya yaklaşacağı yerde gittikçe uzaklaşıyordu. İnanılmaz bir irade ile akıntıya karşı koyuyordu. Arada bir “Su buz gibi, Kolum çok fena ağrıyor” diye bağırmasına rağmen yılmadı. Sonra teknedekilerle konuşmaktan vaz geçti ve kulaçlarını giderek hızlandırdı. Daha hızlı, daha hızlı, daha hızlı kulaçlar atmaya başladı. Sonuçta akıntıyı yendi. Bir süre sonra CALAİS kıyılarındaydı. Kıyıya çıktığında yığıldı kaldı. Sevinçten hıçkırıyor, “Sahiden başardım mı. Manş’ı geçtim mi” diyordu.

22 Yaşındaki, gencecik beden eğitimi öğretmeni Nesrin Olgun 15 saat 47 dakika yüzerek Manş’ı geçmişti...

Hepimiz mutluyduk.

Nesrin Olgun sevinçten sabaha kadar uyuyamadı. Rakip 18 altın kulaçla amansız bir mücadele veren ve hastalığına, tam kıyıya yaklaştığı sırada akıntıya yakalanmasına rağmen demirden iradesiyle yılmak nedir bilmeyen ADANALI Nesrin, 18 rakibi arasında yarışmayı bitirmeyi başaran tek amatör kızdı.

Nesrin’i takip eden “İki Kardeş” isimli teknede bulunan pilot kaptan Peter REED dışında Manş’ı Geçme Federasyonu Gözlemcisi de vardı. Gözlemci yarış bittiğinde sürekli bir biçimde hayretini ifade ediyor ve her seferinde “inanamıyorum” diyordu. “Bu hasta kız hangi kuvvetle bu kadar yüzdü anlayamıyorum...”

..................

Gazeteci Faruk ZAPÇI sonradan Nesrin’e de anlatmış olanları.

Başlangıçtaki olumsuz duygularını da.

Ama, teknede Nesrin’in inanılmaz azmini ve inadını gördükçe inancı artmış bu Adanalı “KARA KIZ”a..

22 YIL SÜREN BURUKLUK

Söyleşimiz boyunca o günleri yeniden yaşayan Nesrin öğretmen bir burukluğunu aradan bunca geçmiş olmasına karşın atamamış içinden, gönlünden..

Hala buruk, hala bir anlam veremiyor bu davranışa...

Evet Nesrin öğretmenin burukluğu, aradan bunca yıl geçmiş olmasına karşın henüz resmi makamların hiçbirinden bir kutlama almamış olması.

"Ben bunu hak etmedim...” diyor Nesrin öğretmen.

Çok doğru o bunu hak etmedi. O 22 yıl önce ülkesine, yakınlarına, Adana’ya uluslar arası bir başarı kazandırdı. Onur kazandırdı. Ama gelin görün ki, büyüklerimiz ona bir teşekkürü bile layık görmemişler.

-Uzun yıllar bir teşekkür bekledim. Bir kağıt parçası. Ama olmadı. Benden önce Manş’ı geçenler el üstünde tutulmuşlardı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar tarafından kabul edilmiş takdir edilmişlerdi. Ne yazık ki ben bu ilgiyi görmedim. Hala da görmüş değilim. Ben maddi bir şey kesinlikle istemedim, istemem de. Benim istediğim, çocuklarıma, torunlarıma bırakacağım bir belge, üzerinde TAKDİR edici ifadeler bulunan bir kağıt parçası. Kuşkusuz milletimden, halkımdan büyük destek büyük takdir gördüm. Hala da beni kutlayanlara rastlıyorum. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 75’nci yılında çağa damgasını vurmuş 75 Türk kadını arasında bana da yer verildi. Bundan gurur duydum. Yabancı dergilerde, kitaplarda Manş’ı geçenler arasında adım ön sıralarda yer alıyor. Bu elbette benim için, ailem için gurur verici bir şey. Ama isterim ki bu gururu devletimin büyükleri de paylaşsın.

Hayatımda çok ödüller aldım. Manş’tan sonra da çok çeşitli kurum ve kuruluşlardan hem ödül, hem de teklifler aldım. Gerek yurt dışından ve gerekse İstanbul ve Ankara’dan çok cazip teklifler oldu. Hiç birine ilgi göstermedim. Ben Adanalıyım ve Adana’da kalıp kendi kentime hizmet etmek istedim. Zaten başarılı olanların kentini terk edip başka yerlere gitmelerini onaylamıyorum.”

Nesrin öğretmen bunu açık söylemiyor ama, belli ki Hala devlet büyüklerinden bir takdir, bir tebrik, bir teşekkür bekliyor...

Bu, onun hakkı bence.

Gecikmiş bir borcun ödenmesi olacak bu tebrik...

TESİSLER YETERSİZ

Adana’da yüzmede son yıllarda yeniden atılım olduğunu görmekten mutlu olduğunu belirten Nesrin Olgun ARSLAN, atılım olduğunu ancak tesislerin yetersiz kaldığını öne sürüyor. Nesrin Öğretmenin bu konudaki görüşleri şöyle:

-Evet Adana’da yüzmede iyiye gidiş var. Bunu sevinerek gözlüyorum. Ne var ki, tesisler yetersiz. Adana gibi yılın 12 ayı yüzmeye elverişli bir kentte kış mevsiminde yüzmeye ara verilmesini anlamak mümkün değil. Yaz mevsiminde gerçekten büyük bir ilgi var yüzmeye karşı. Ne var ki, bu ilgi kış mevsiminde çok düşüyor. Örneğin yazın eğer 2000 kişi yüzüyorsa, kışın bu sayı 200’e düşüyor. Bu hiç de hoş bir durum değil. Tesisleri kışın da yüzmeyi sürdürebilecek duruma getirmek lazım. Böyle olunca ben de kış mevsiminde öğrencilerimi spordan uzak tutmamak için Tenise yönlendiriyorum. Aslında kışın da yüzmeyi devam ettirmek gerekir. Ama olmuyor işte.”.

MANŞ'I GEÇEN TÜRKLER 

MURAT GÜLER:

8 Ağustos 1950 günü ayrıca da 5 Eylül 1950 günü yaptığı iki denemede de başarısız olan Murat GÜLER sıkı bir hazırlıktan sonra 10 Ağustos 1954 günü Manş’ı 16 Saat 50 dakikada yüzerek geçmeyi başardı. Fransa sahillerindeki CALAİS’ten denize giren İngiltere sahili DOVER’e kadar yüzdü. Böylece Murat GÜLER Manşı geçen ilk Türk unvanını aldı.

HALDUN İŞMEN

Manş’i geçmeyi başaran ikinci Türk yüzücü Haldun İŞMEN oldu. 1958 yılı Ağustos ayında 13 saat 25 dakikalık zorlu bir mücadeleden sonra Manş’ı geçmeyi başaran Haldun İşmen’in bu derecesi “sahil yerine fenere çıktığı” gerekçesiyle önce kabul edilmedi. Ancak itiraz üzerine komite, yüzücümüzü haklı bularak derecesini geçerli saymak zorunda kaldı.

DOĞAN ŞAHİN

1958 Yılı Ağustos ayında yaptığı iki girişimi de başarısız kalan Doğan Şahin de Murat Güler gibi üçüncü denemesinde Manş’ı geçmeyi başardı. 3 Ekim 1961 günü, üstelik denizin çok fırtınalı ve suyun çok soğuk olduğu bir günde bu başarısını gerçekleştiren Doğan ŞAHİN CALAİS’ten DOVER’ e kadar olan mesafeyi 14 saat 21 dakikada yüzdü. ERSİN AYDIN

İlki 18 Ağustos 1975, ikincisi de Ağustos 1977’de olmak üzere iki kez Manşı geçti. İlik başarısında Manş’ı 16 saat 40 dakikada yüzen Ersin AYDIN ikinci girişiminde ise daha atak yüzmeyi başararak bu zamanı 13 saat 40 dakikaya indirme başarısını gösterdi. Ersin AYDIN’ın iki girişiminde de başarılı olması Türkiye’de geniş yankı yaptı.

ERDAL ACET

Adana’lı milli gururumuz Erdal ACET de Manş’ı iki kez geçen yüzücülerimizden biri. 1976 yılı Ağustos’undaki ilk girişiminde Manş’ı 9 saat 12 dakikada geçen Erdal ACET. Bu başarısını 30 Ağustos 1977 günü aldığı muhteşem derece perçinledi. Bu kez Manş’ı 9 saat 04 dakika ile geçen Erdal ACET, bu derecesiyle 114 yılın en iyi10 derecesini elde eden yüzücüler arasına da girmeyi başardı.

NESRİN OLGUN

Bir inat uğruna kendi imkanları ve yakınlarının desteğiyle İngiltere’ye giderek hasta olmasına ve akıntıya karşı fazladan 15-20 kilometre yüzmek zorunda kalmasına rağmen büyük bir azimle Manş’ı 29 Ağustos 1979 günü geçmeyi başaran ilk Türk kızı. İngiltere’nin DOVER sahilinden denize giren 22 yaşındaki Nesrin OLGUN CALAİS’e kadar olan mesafeyi 15 saat 47 dakikada yüzdü.

>>> Fotoğraflarla Nesrin Olgun Arslan

>> Haber ve ropörtaj: Mehmet Mercan

Yukarı Dön
naimsar View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 24 Jul 2011
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 842
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı naimsar Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21 Nov 2011 Saat 2:37pm
Büyük hayaller ,büyük idealler.....Çocuk yaşta yüzme sporuna başlamış olsaydım ne pahasına olursa olsun böyle bir hedefe kilitlenirdim.....Ama daha küçüğüde olsa Meis hedefte  hem yazılışları da benziyor biraz.....:)
Yukarı Dön
tırkaz View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 14 Jul 2011
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 528
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı tırkaz Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21 Nov 2011 Saat 6:07pm

 Naimsar,Nesrin Olgun  ''Diyebilirim ki, yarışı fiziksel gücümle değil, irademle, beynimle bitirdim. '' demiş .Her şey beyinde bitiyor yeterki  iste 2012 de bile Meisi bitirirsin sen 

Yukarı Dön
naimsar View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 24 Jul 2011
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 842
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı naimsar Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 22 Nov 2011 Saat 2:26pm
Eywallah hocam,çok teşekkür edrim süper moral oldu.
Tek olsam haklısın diyebilirdim.Ancak üç evladım  var,3-10-11 yaşlarında .Onlara karşı vazifelerimi düşününce kendime daha fazla antreman vakti  ayırma hakkını göremiyorum.önümüzdeki 1-2 yıl daha fazla vaktim olcağına inanıyorum,sebebim budur.bu arada tırkaz siz yarışlara katılmayı düşünüyormusunuz?Düşünüyorsanız hangileri....?
Yukarı Dön
rasty View Drop Down
Newbie
Newbie
Simge

Kayıt Tarihi: 24 Jul 2011
Konum: Denizli
Durum: Aktif Değil
Points: 15
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı rasty Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23 Nov 2011 Saat 12:00pm
Merhaba,

Uzun ve kısa mesafe yüzmek için kaslarımıızın uygun olduğunu nerden bileceğiz.

Böyle bir uygulama var mı?
............................................................ www.Kelimelerden kaleler.com
Yukarı Dön
tırkaz View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 14 Jul 2011
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 528
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı tırkaz Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23 Nov 2011 Saat 1:31pm
Naimsar,inşallah ileride çocuklarınla beraber  yarışlara katılma zevkinide tatarsın.Benim katılacağım yarışlar night hocaya bağlı eğer foruma geri dönerse bütün deniz yarışları,dönmezse bilemiyorum 
Yukarı Dön
tırkaz View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 14 Jul 2011
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 528
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı tırkaz Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23 Nov 2011 Saat 1:33pm
rasty,night hoca olsaydı şimdi çoktan açık,net ve anlaşılabilir şekilde bu sorunu cevaplardı.Umarım en kısa zamanda döner ve yanıtlar seni.
Yukarı Dön
naimsar View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 24 Jul 2011
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 842
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı naimsar Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23 Nov 2011 Saat 1:46pm
Rasty biledildiğim kadarıyla,şişkin body ci tipindeki kaslar anlık yüksek güç sağlayan,patlayıcı güç sağlayan ,et et obur canlılardaki gibi bir güç sağlıyor.Yatay kaslar ise daha uzun yapıda maratonculardada gördüğümüz dayanıklılık sağlayan tipteki  otobur canlılarda görülen kas yapısı.(çita 120km koşar 5dk.at 8 saat dört nala koşabilir,1 ay ayakta durabilir)
 
Görüntü olarak esnek uzun görümlü ise yatay,şişkin kabarık görünümlü ise kısa kaslar olduğunu düşünüyorum....
 
Tırkaz temennin için teşekkür ederim.Sen night hocamla  şahsen tanışıyormusun?
 
Yukarı Dön
rasty View Drop Down
Newbie
Newbie
Simge

Kayıt Tarihi: 24 Jul 2011
Konum: Denizli
Durum: Aktif Değil
Points: 15
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı rasty Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23 Nov 2011 Saat 2:03pm
Merhaba,

Bilgiler için tşk. ederim. 1,69 boyunda birisi uzun kaslı mı, yoksa kısa kaslı mı? Wacko
............................................................ www.Kelimelerden kaleler.com
Yukarı Dön
tırkaz View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 14 Jul 2011
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 528
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı tırkaz Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23 Nov 2011 Saat 2:05pm
Maalesef şahsen tanımıyorun Naimsar
 
Bu siteyi 4 seneden beri yazmadan takip ederken Resa hoca ile Alanya maratonunda tanıştım ve ona söz vererek yazmaya başladım.Bu 4 sene zarfında en çok bilgiyi başta Night hoca olmak üzere,Resa ve Amadeus hocadan öğrendim.Bana göre bu üç isim forumu ayakta tutan isimlerdir.
Yukarı Dön
oRCa View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 21 Jun 2009
Konum: Burdur
Durum: Aktif Değil
Points: 291
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı oRCa Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23 Nov 2011 Saat 2:32pm
uzun kaslimi kisa kaslimi oldugunuzu anlayabilmek icin biobsi yapilmasi gerekmekte. Boy kilo bilgileri ile cikartilmiyor.

Yukarı Dön
rasty View Drop Down
Newbie
Newbie
Simge

Kayıt Tarihi: 24 Jul 2011
Konum: Denizli
Durum: Aktif Değil
Points: 15
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı rasty Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23 Nov 2011 Saat 2:40pm
Merhaba,

Bu kesim bilgii, öyle ise hastanaye gidip soracağım

............................................................ www.Kelimelerden kaleler.com
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz Sayfa  12>
  Share Topic   

Forum Atla Forum Permissions View Drop Down

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.17
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.

Bu Sayfa 0,406 Saniyede Yüklendi.